StarkMediationHerkes için arabuluculuk
Stark uygulaması
Menü

ANLAŞMAYA GİDEN YOL · BÖLÜM 21

Arabuluculuğun Dava Süreciyle İlişkisi

Hukuki içerik son kontrolü8 Ağustos 2026

Arabuluculuk ile dava birbirinin tamamen karşıtı değildir. Arabuluculuk dava açılmadan önce yapılabilir, bazı uyuşmazlıklarda dava açmanın ön koşulu olabilir veya görülmekte olan bir dava sırasında denenebilir.

Hangi yolun izleneceği uyuşmazlığın türüne bağlıdır. En önemli soru şudur:

Bu uyuşmazlıkta dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunlu mu, yoksa tarafların tercihine mi bağlı?

Bu soru doğru cevaplanmadan dava açılması, zaman ve hak kaybı yaratabilir.

Dava şartı ile ihtiyari arabuluculuk arasındaki dava farkı

DurumArabulucuya başvuruDava bakımından sonuç
İhtiyari arabuluculukTarafların tercihine bağlıKural olarak başvuru yapılmadan dava açılabilir
Dava şartı arabuluculukDava açmadan önce zorunluBaşvuru tamamlanmadan açılan dava usulden reddedilebilir
Dava sürerken arabuluculukTarafların ortak tercihiyle mümkünOrtak bildirim üzerine yargılama kanundaki süreyle ertelenir

“Zorunlu arabuluculuk” ifadesi, tarafların anlaşmak zorunda olduğu anlamına gelmez. Zorunlu olan, dava açılmadan önce kanundaki başvuru ve süreç şartının yerine getirilmesidir.

Hangi uyuşmazlıkta dava şartı vardır?

Dava şartı arabuluculuk tek bir kanunda sayılan sabit bir liste değildir. İş, ticaret ve tüketici hukukundaki belirli taleplerin yanında kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı uyuşmazlıkları gibi alanlarda da özel hükümler bulunur.

Bir uyuşmazlığın yalnızca “ticari” veya “kira ile ilgili” olması tek başına yeterli sınıflandırma sağlamayabilir. Talebin türü, tarafların sıfatı, istenen hukuki sonuç ve özel istisnalar birlikte değerlendirilir.

Örneğin kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklar genel olarak dava şartı kapsamına alınmış olmakla birlikte, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na göre ilamsız icra yoluyla tahliye hükümleri için kanunda istisna vardır. Tüketici uyuşmazlıklarında da tüketici hakem heyetinin görevi ve özel istisnalar ayrıca dikkate alınır.

Bu nedenle “benzer dosyada arabuluculuk yapılmıştı” düşüncesiyle hareket edilmemelidir.

Dava şartı yerine getirilmeden dava açılırsa

Mahkeme, arabulucuya başvurulması dava şartı olduğu hâlde hiç başvuru yapılmadan dava açıldığını tespit ederse, dava şartı yokluğu nedeniyle davayı usulden reddeder.

Usulden ret, mahkemenin uyuşmazlığın esasını inceleyerek davacıyı haksız bulması değildir. Ancak yeni başvuru ve dava sırasında zamanaşımı, hak düşürücü süre, harç ve gider sorunları ortaya çıkabilir. “Nasıl olsa yeniden açarım” yaklaşımı güvenli değildir.

Dava açmadan önce şu kontrol yapılmalıdır:

  • Talep dava şartı arabuluculuğa tabi mi?
  • Doğru arabuluculuk bürosuna başvuruldu mu?
  • Bütün taraflar başvuruda gösterildi mi?
  • Dava edilecek bütün talepler başvuru kapsamında mı?
  • Süreç kanuni biçimde sona erdi mi?
  • Son tutanak doğru uyuşmazlığı ve sonucu gösteriyor mu?

Son tutanağın dava dilekçesine eklenmesi

Dava şartı arabuluculuk sonunda anlaşmaya varılamazsa davacı, anlaşamama son tutanağının aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış örneğini dava dilekçesine eklemelidir.

Tutanak eklenmezse mahkeme davacıya, belgeyi sunması için bir haftalık kesin süre içeren ihtarlı davetiye gönderir. Belge bu kesin sürede sunulmazsa dava usulden reddedilir.

Burada iki durum ayrılmalıdır:

  1. Arabuluculuğa hiç başvurulmaması
  2. Arabuluculuğa başvurulup son tutanağın dava dilekçesine eklenmemesi

İlk durumda eksik dava açıldıktan sonra tamamlanabilecek sıradan belge eksikliği değildir. İkinci durumda ise kanun, tutanağın sunulması için bir haftalık kesin süre öngörür.

Dava ile başvuru konusu uyumlu olmalıdır

Arabuluculuk başvurusunda yalnızca bir talep gösterip daha sonra ilgisiz veya kapsamı çok daha geniş taleplerle dava açılması, dava şartının yerine getirilip getirilmediği tartışmasına yol açabilir.

Örneğin başvuruda yalnızca kira bedeli alacağı yazılmışken davada tahliye, tazminat ve başka sözleşme taleplerinin de ileri sürülmesi hâlinde her talep ayrıca incelenir. İş uyuşmazlıklarında ücret, fazla çalışma, yıllık izin ve tazminat gibi taleplerin başvuru ve son tutanak kapsamı önem taşır.

Başvuru formunun teknik kısa açıklaması ile görüşmede ele alınan uyuşmazlığın gerçek kapsamı birlikte değerlendirilir. Buna rağmen “her türlü alacak ve talep” gibi belirsiz bir ibare bütün olası talepler için güvenli çözüm değildir.

Kısmi anlaşmadan sonra dava

Taraflar bazı konularda anlaşmış, bazı konularda anlaşamamış olabilir. Üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz. Açık kalan hususlar bakımından ise dava yolu, diğer şartlar mevcutsa kullanılabilir.

Bu nedenle kısmi anlaşmada üç belge alanı uyumlu olmalıdır:

  • Arabuluculuk başvurusunun konusu
  • Anlaşma belgesinde çözülen hususlar
  • Son tutanakta anlaşma sağlanan ve sağlanamayan hususlar

Geniş bir ibra veya “tarafların birbirinden hiçbir alacağı kalmamıştır” cümlesi, açık bırakılmak istenen davayı engelleyebilir. Kısmi anlaşma hazırlanırken sonraki dava ihtimali bilinçli biçimde değerlendirilmelidir.

Dava açıldıktan sonra arabuluculuk

Taraflar, dava devam ederken de arabuluculuğa başvurabilir. Mahkeme tarafları bu yol hakkında aydınlatabilir ve teşvik edebilir; ancak tarafların yerine anlaşma kararı veremez.

Taraflar dava açıldıktan sonra birlikte arabulucuya başvuracaklarını bildirirse yargılama mahkemece üç ayı geçmemek üzere ertelenir. Bu süre, tarafların birlikte başvurusu üzerine üç aya kadar daha uzatılabilir.

Bu süre otomatik izin gibi düşünülmemelidir. Mahkemenin kararı, dosyanın durumu ve tarafların ortak başvurusu önemlidir. Arabuluculuk süreci yürürken mahkemenin belirlediği süreler ve ara kararlar takip edilmelidir.

Dava sırasında anlaşılırsa ne olur?

Dava sürerken arabuluculukta anlaşma sağlanırsa, anlaşmanın dava dosyasına etkisi ayrıca düzenlenmelidir. Tarafların yalnızca arabuluculuk anlaşması imzalaması, mahkeme dosyasının her durumda kendiliğinden kapanacağı anlamına gelmez.

Taraflar somut duruma göre davadan feragat, davayı kabul, sulh, konusuz kalma veya başka bir usul işlemini değerlendirebilir. Bu seçeneklerin yargılama gideri, vekâlet ücreti ve kanun yolu bakımından sonuçları aynı değildir.

Arabuluculuk anlaşması ile mahkemeye sunulan talep birbirine uygun olmalıdır. Tarafların mahkemeden ne karar vermesini istediği açıkça bildirilmelidir. Arabulucu mahkeme adına dosyayı kapatmaz.

Arabuluculukta söylenenler davada delil olur mu?

6325 sayılı Kanun, arabuluculuk sürecinin güvenli müzakere ortamını korumak için belirli beyan ve belgelerin dava veya tahkimde kullanılmasını sınırlar.

Kural olarak şunlar delil olarak ileri sürülemez ve bunlar hakkında tanıklık yapılamaz:

  • Arabuluculuk daveti veya tarafın sürece katılma isteği
  • Uyuşmazlığı çözmek amacıyla ileri sürülen görüş ve teklifler
  • Süreç sırasında ileri sürülen öneriler
  • Yalnızca müzakere amacıyla yapılan kabul beyanları
  • Sadece arabuluculuk faaliyeti için hazırlanan belgeler

Mahkeme, hakem veya idari makam da bu bilgilerin açıklanmasını isteyemez ve hukuka aykırı biçimde sunulmuş olsalar bile hükme esas alamaz. Kanunun emrettiği veya anlaşmanın uygulanması ve icrası için gerekli olan ölçüde açıklama istisnası vardır.

Arabuluculuğa getirilen her belge yasaklı delil olmaz

Delil sınırlaması yanlış anlaşılmamalıdır. Arabuluculuktan önce var olan fatura, sözleşme, banka kaydı veya yazışma, yalnızca toplantıda gösterildiği için davada kullanılamaz hâle gelmez.

Temel ayrım şöyledir:

Belge türüGenel yaklaşım
Arabuluculuk için özel olarak hazırlanan teklif tablosuKanuni delil sınırlaması kapsamında olabilir
Daha önce düzenlenmiş sözleşme veya faturaYalnızca arabuluculukta sunulduğu için yasaklı hâle gelmez
Ayrı görüşmede açıklanan uzlaşma önerisiGizlilik ve delil sınırlaması güçlü biçimde gündeme gelir
Anlaşmanın uygulanması için gerekli anlaşma belgesiGerektiği ölçüde açıklanabilir

Belgenin adı değil, ne zaman ve hangi amaçla oluşturulduğu önemlidir.

Arabulucu tanık olarak çağrılabilir mi?

Kanundaki delil yasağı kapsamında arabulucu, taraflar ve sürece katılan diğer kişiler belirli beyan ve belgeler hakkında tanıklık yapamaz. Arabulucuyu “toplantıda karşı taraf borcu kabul etti” demesi için tanık göstermek, arabuluculuğun işleviyle bağdaşmaz.

Gizlilik yalnızca arabulucuya ait değildir. Taraflar ve görüşmeye katılan diğer kişiler de aksi kararlaştırılmadıkça gizliliğe uymakla yükümlüdür.

Bu koruma, suç işleme veya hukuken emredilen açıklama gibi bütün durumlar için sınırsız bir dokunulmazlık olarak yorumlanmamalıdır. Somut istisna varsa ayrıca incelenir.

İlk toplantıya katılmamanın güncel sonucu

İlk toplantıya geçerli mazeret olmadan katılmama yaptırımı 2024 yılında önemli bir değişiklik geçirdi. Anayasa Mahkemesi, önceki düzenlemedeki bütün yargılama giderlerinden sorumluluk ve vekâlet ücretinden tamamen yoksun bırakılma sonuçlarını 14 Mart 2024 tarihli E.2023/160, K.2024/77 sayılı kararıyla iptal etti. Ardından 7531 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Kanun’un 18/A maddesinin on birinci fıkrası yeniden düzenlendi.

7 Kasım 2024 tarihli değişiklik sonrasında, taraflardan biri geçerli mazeret göstermeden ilk toplantıya katılmaz ve süreç bu nedenle sona ererse:

  • katılmayan taraf son tutanakta belirtilir,
  • davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur,
  • bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir.

Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması nedeniyle süreç sona ererse, açılacak davada tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.

Bu sonuçların uygulanması için ilk toplantıya katılmama, geçerli mazeretin bulunmaması ve sürecin bu nedenle sona ermesi birlikte değerlendirilir. Tüketici uyuşmazlıklarında tüketici lehine özel istisna vardır; genel hüküm tüketici aleyhine uygulanmaz.

Eski internet metinlerinde hâlâ “katılmayan her durumda bütün giderleri öder ve hiç vekâlet ücreti alamaz” açıklaması görülebilir. Bu açıklama güncel değildir.

Geçici hukuki korumalar

Arabuluculuğa başvuru, her türlü acil mahkeme işleminin mutlaka beklemesi gerektiği anlamına gelmez. İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz, delil tespiti veya başka geçici hukuki koruma ihtiyacı somut olaya göre ayrıca değerlendirilebilir.

Bu yolların şartları, görevli mahkeme ve süreleri farklıdır. “Önce arabuluculuk bitsin” denilerek telafisi güç zararın doğmasına izin verilmemelidir. Buna karşılık acil koruma talebi de arabuluculuk sürecini gereksiz baskı aracına dönüştürmemelidir.

Zamanaşımı ve hak düşürücü süreler

Arabuluculuk sürecinde geçen zamanın süre hesabına etkisi vardır. Ancak dava şartı başvurusunda başlangıç anı ile ihtiyari arabuluculuktaki başlangıç anı aynı biçimde düzenlenmemiştir.

Son tutanağın tarihi görülür görülmez “süre yeniden baştan başladı” sonucu çıkarılmamalıdır. Kanun, arabuluculukta geçen sürenin hesapta dikkate alınmamasını veya özel alanlarda sürelerin durmasını düzenleyebilir. Kesin hesap 22. bölümde ele alınacaktır.

Kurgusal örnek olay

Bu olay tamamen kurgusaldır. Gerçek kişi veya dosyaya dayanmaz.

Bir işçi, kıdem tazminatı ve fazla çalışma alacağı için arabuluculuğa başvurur. Başvuru ve son tutanakta yalnızca kıdem tazminatı açıkça gösterilir; fazla çalışma hiç belirtilmez. Anlaşma sağlanamaz ve işçi her iki taleple dava açar.

Mahkeme, fazla çalışma talebi bakımından dava şartının yerine getirilip getirilmediğini ayrıca inceleyebilir. İşçinin “aynı iş ilişkisiydi” demesi tek başına yeterli olmayabilir.

Doğru yaklaşım, başvuru öncesinde talepleri belirlemek; görüşme sonunda son tutanağın gerçek kapsamı yansıttığını kontrol etmek ve dava dilekçesini buna göre hazırlamaktır.

Sık yapılan hatalar

Dava şartını yalnızca sektör adına göre belirlemek

Talep, taraf sıfatı ve özel istisnalar birlikte incelenmelidir.

Arabuluculuğa hiç başvurmamayı belge eksikliği sanmak

Hiç başvurmamak ile son tutanağı dilekçeye eklememek farklı sonuçlara sahiptir.

Başvuruda yer almayan talepleri doğrudan dava etmek

Her talep bakımından dava şartı tartışması doğabilir.

Müzakere teklifini dava dilekçesine koymak

Teklifler ve kabul beyanları kanuni delil sınırlaması kapsamındadır.

Dava sırasında anlaşınca dosyanın kendiliğinden kapanacağını düşünmek

Mahkemeye yapılacak usul işlemi ayrıca belirlenmelidir.

Eski katılmama yaptırımını güncel sanmak

2024 değişikliği sonrasındaki yarı oranlı gider ve vekâlet ücreti düzeni esas alınmalıdır.

Dava bağlantısı kontrol listesi

  • Uyuşmazlığın dava şartı kapsamında olup olmadığını kontrol ettim.
  • Özel istisnaları inceledim.
  • Doğru büroya ve doğru taraflarla başvurdum.
  • Bütün dava taleplerini başvuru kapsamında değerlendirdim.
  • Son tutanağın aslını veya onaylı örneğini sakladım.
  • Kısmi anlaşmada açık kalan konuları belirledim.
  • Üzerinde anlaşılan hususlarda dava yasağını kontrol ettim.
  • Arabuluculuğa özgü teklifleri dava delili olarak kullanmadım.
  • Önceden var olan delilleri ayrıca korudum.
  • Dava sürerken anlaşma olduysa mahkemeye yapılacak işlemi belirledim.
  • Acil hukuki koruma ihtiyacını değerlendirdim.
  • Zamanaşımı ve hak düşürücü süreleri ayrı hesapladım.

Kısa sorular

Arabulucuya başvurmadan açılan dava sonradan düzeltilebilir mi?

Dava şartı olduğu hâlde hiç başvuru yapılmamışsa mahkeme davayı usulden reddeder. Bu eksiklik, dava açıldıktan sonra sıradan belge tamamlama yoluyla giderilemez.

Son tutanağı eklemeyi unutursam dava hemen reddedilir mi?

Arabuluculuk tamamlanmış fakat tutanak eklenmemişse mahkeme, belgeyi sunmanız için bir haftalık kesin süreli ihtar gönderir. Süresinde sunulmazsa dava usulden reddedilir.

Dava devam ederken arabulucuya gidebilir miyiz?

Evet. Taraflar birlikte başvurabilir. Birlikte başvuracaklarını bildirmeleri üzerine yargılama üç aya kadar ertelenir; ortak başvuru üzerine bu süre üç aya kadar daha uzatılabilir.

Arabuluculukta karşı taraf borcu kabul etti; bunu davada kullanabilir miyim?

Yalnızca arabuluculuk müzakeresi sırasında yapılan kabul beyanları ve çözüm teklifleri kural olarak delil olarak kullanılamaz. Arabuluculuktan bağımsız mevcut delillerin durumu farklıdır.

İlk toplantıya gitmezsem dava açma hakkımı kaybeder miyim?

Genel olarak dava hakkı kendiliğinden ortadan kalkmaz; fakat geçerli mazeretsiz katılmama hâlinde güncel kanundaki yargılama gideri ve vekâlet ücreti sonuçları doğabilir.

Mevzuat ve güncellik notu

Bu bölüm; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun özellikle 5, 15, 18 ve 18/A maddeleri, ilgili özel dava şartı hükümleri, 14 Mart 2024 tarihli Anayasa Mahkemesi E.2023/160, K.2024/77 kararı ve 7 Kasım 2024 tarihli 7531 sayılı Kanun değişikliği dikkate alınarak hazırlanmıştır. Dava şartının kapsamı uyuşmazlık türüne göre özel kanundan kontrol edilmelidir. İlk toplantıya katılmamanın sonuçları bakımından değişiklik öncesi metinler güncel değildir.

Son kontrol: 7 Ağustos 2026 Uyarı: Bu bölüm genel bilgilendirme amacı taşır; dava açma, savunma veya süre hesabı konusunda hukuki danışmanlık değildir.